Zümrüd-ü Anka: Boşluğun Öğrettikleri



Bölüm 18: İlk Adım

Boşluk, görünüşte yalnızca bir yokluktu. Ama adım attıkça fark ettim ki, bazı boşluklar yalnızca içimize açılan kapılardır. İlk adım atıldığında bir ses duyuldu; Anka değildi, kül değildi, taş değildi. Bu ses, kendime verdiğim sözün yankısıydı.

İçimde bir kelime beliriverdi:
“Başla.”

Bu kelimeyi söylemek kolay değildi. Çünkü bir yolculuk yalnızca yürünerek değil, cesaretle başlatılır. Avluda iz bırakan küller, terazide ölçülen yükler… Hepsi gerideydi. Şimdi önümdeki boşluk, yalnızca bir alan değil, sorumluluğun şekliydi.

İlk adımı attım. Boşluk, adımı yuttu, ama aynı zamanda güç verdi. Çünkü bazı yolculuklarda, hareket etmek, var olmanın kendisidir. İnsan, taşımayı öğrendiğinde değil; yürümeyi kabul ettiğinde yükselir.

Arkamda bıraktığım boşluğa baktım. Artık korkutucu değildi. Orası, geçmişin değil, geleceğin alanıydı. Adımlarımı saymadan yürüdüm; çünkü her adım bir niyet, her niyet bir hatırlamaydı. Ve bu hatırlama, Anka’nın kanatlarında yankı bulacaktı.

Bir sonraki bölümde, boşluğun ötesinde karşılaşacağımız ilk sınavı ve burada atılacak adımların anlamını açacağız. Çünkü dönüş, yalnızca kendini hatırlamak değil; hatırladığını yaşatmaktır.

Ve Anka, hatırlanan her adımda daha da güçlenir.

Yorum Gönder

0 Yorumlar