Zümrüd-ü Anka: Boşluğun Öğrettikleri



  Zümrüd-ü Anka-Bölüm 19: Eşiğin Sessizliği

Boşluğu ardımda bıraktığımda, önümde bir eşik belirdi. Ne yüksek ne alçak… Sadece geçilmesi gereken bir çizgi. Eşikler böyledir; gözle görülür ama anlamı yüründükçe anlaşılır.

Durup dinledim. Rüzgâr yoktu. Ateş yoktu. Kül yoktu. Yine de bir titreşim vardı. Bu titreşim, ses değil; karardı. Çünkü insan en çok, karar anında sessizleşir.

Eşiğin üzerinde tek bir iz vardı. Ayak izi değil, el izi de değil. Bir niyet izi. Dokunduğumda içimde şu cümle yükseldi:

“Geçmek isteyen, ardında bir şey bırakır.”

Ne bırakacaktım? Korku mu, acele mi, haklı olma arzusu mu? Eşik cevap vermedi. Ama cevabı bende aradı. Anladım ki bazı sorular, cevaplarını geçişten sonra verir.

Bir adım attım. Eşik geçildi. O an fark ettim: Geçmek sandığım şey aslında kabul etmekti. Her şeyi kontrol edemeyeceğimi, her yanıtı bilemeyeceğimi, ama yine de yürüyebileceğimi kabul etmek…

Anka’nın sesi ilk kez bu kadar yakındı; ama yine fısıltı değildi. Sakin, net ve kısa:

“Uçmak için hız değil, yön gerekir.”

Yönüm belliydi. Nereye gittiğimi bilmiyordum ama neden yürüdüğümü biliyordum. Bu yeterliydi. Çünkü yol, sebebini bilenlere kendini açar.

Eşiğin ötesinde dünya daha geniş görünüyordu. Ama daha gürültülü değil. Daha anlamlı. Ve ben artık biliyordum: Bu yolculuk, beni bir yere ulaştırmak için değil; beni bir hâle getirmek için vardı.

Bir sonraki bölümde, eşiğin ardından kurulan ilk teması yazacağız. Çünkü her yol, bir noktada başkalarına değmek zorundadır.

Ve Anka, tam da orada kanat açar.

Yorum Gönder

0 Yorumlar